29 Kasım 2012 Perşembe (LUZERN)

Sabah kalkıp kahvaltımızı kendimiz yaptık, keza bu otelde de kahvaltı yok, ilk defa bugün dışarıya çıkmak için acele etmiyoruz. Dışarıda lapa lapa yağan bir kar var otelde biraz dinlendikten sonra çıkıyoruz dışarıya ama bu sefer ben alıyorum bir şemsiye ve yürüyoruz.

Önce gara gidip sabah ki bilet olayını hallediyoruz. Luzern-Zürih bileti saat 09:00 a alıyoruz. Kişi başı, 27 CHF oğlumuz içinse 13,5 CHF ödüyoruz. Toplamda 67,5 CHF yapıyor, makul olmasa da çok da gelmiyor fiyat bana, ama tabi swiss pass (266CHF) ve sınırsız olduğunu düşününce, neyse biletleri de hallettiğimize göre dalalım sokaklara ama yani hava da hiç müsait değil bugün gezmeye sulu sepken bir kar yağışı. Olsun yine de geziyoruz bugün de pek aldırış etmeden biniyoruz tramvaya ve otobüse, 2-3 saat gezdikten sonra yorulup acıkıyoruz. Otele doğru yol alıyoruz, otelimizin bulunduğu yere yakın bir market görüyoruz ve bu sefer öğlen yemeğini marketten alıyoruz, kızarmış tavuk, küçük pizzalar hazır salata alıp otel odamızda yiyoruz. Baya doyurucu bir yemek oluyor, oğlumuz otelden çıkmak istemiyor. Hava da çok soğuk olduğu için bende aslında gelsin istemiyorum. Onu otelde laptop la bırakıyoruz J biz geziyoruz. 

Luzern şehriyle anılan Aslan heykeline doğru yürüyoruz, biz daha yukarılarda ararken çok daha yakında çıkıyor heykel, köprülerde fotoğraf, çeşme fotoğrafları baya bir fotoğraf çekiyoruz. Ve son olarak İsviçre de yapmamız gereken Fondü yemek, gezerken aslında gözümüze de kestirmeye çalışıyoruz nerede yiyeceğimizi, bu biraz zor oluyor aslında en sonunda iyi bir restoran buluyoruz hem de 5. Katta manzarası süper, fiyatlarda çok iyi giderseniz herkese tavsiye ederim, (Manora Restoran) ama orada da fondü yok L buna çok üzülüyoruz.





Sokak sokak gene gezerken, birinin kapısında mükemmel fondü, en iyi fondü burada yenir gibi bir şeyler yazan restorana giriyoruz. Küçücük bir yer belki 7-8 masa var çok şeker buluyorum, garson çocukta biraz alık ama çok tatlı, getiriyor menüleri başlıyoruz incelemeye aslında bu kısımda zor oluyor, görüyoruz ki fondü nün baya bir çeşidi var ama ben peynir delisi olarak, sade peynirli fondü tercihim tabi yanında kırmızı şarap bir sürü seçenek var, çikolatalı fondü bile var beyaz şaraplı seçim size kalmış, gerçi menünün yanında yazan rakamlar pek hoşumuza gitmese de söyledik 2 kişilik fondü ve benim seçtiğim İtalyan şarap, epey bekledikten sonra geliyor fondü müz. Masanın üzerinde iki adet ısıtıcı var birine fondüyü koyuyor, diğerine tencerede getirdiği haşlanmış ve kabukları ile birlikte servis yapılan patates bu mudur şimdi yani. Avrupa nın yemeksizliği nam yapmış zaten de ama yine de biraz daha farklı bir şey umuyordum çok yağan buldum servisi, Anlayacağınız fondü: eritilmiş peynir ve haşlanmış patates ama yine de peynir çok hoşuma gidiyor şarapta çok iyi seçim, açıkçası yemeğin tadı damağımda kalıyor. Fakat oğlum otel odasında olduğundan daha fazla uzatamıyoruz ve kalkıyoruz hafif çakır keyifle İsviçre gezimizin son gecesini de bu şekilde bitiriyoruz bence iyi bir son oldu……

İşte yemek yediğimiz yerin adresi içinde fiyat bilgileri de mevcut http://fondue-house.ch.tertia.sui-inter.net/speisekarte