İtalya-Roma 1.gün

13 Ağustos 2011 İtalya-Roma



Uçağımız 12:05 de Sabiha Gökçen den kalktı. Roma Fiumicino havaalanına 13:20 de vardık, havaalanı küçük bir yerdi bagajlarımızı çok bekledik dışarıya çıkınca da biraz aval aval bakındık. Aslında biliyoruz otobüsler var ve 8€ bir kişi biraz oraya buraya yürüdükten sonra neyse bulduk otobüsleri, hemen bilet kesen çocuk yanımıza geldi ve Roma Termini demeye başladı bizde evet yes yes falan filan dedik ve otobüsün içinde bizim uçaktaki insanların bir çoğunu da gördük ahanda bu otobüs dedik.
Otobüsümüze bindik, binerkende çocuğa 6€ kişi başı ücretini vermeyi de ihmal etmedik tabiki; bir taraftanda iyi 8€ değilmiş diye seviniyoruz. Neyse yarım saat yol gittikten sonra otobüs durdu ve burası istasyon dedi herkes ve bizde şöyle bir bakındık etrafa ne kadar tenha bir yer eşimle burasımıymış Termini diyoruz. Bizim otel Terminiye çok yakın olduğu için burası Terminiyse şu sokaktan gitmemiz lazım dedik ve yürümeye başladık ama her yer o kadar sakin ki buralar niye böyle sessiz diyoruz... Etrafa bakınıp "Allah Allah" diyip duruyoruz...
 
Yolumuzun üstünde bir  cafe var yanından geçiyoruz. O sırada cafe deki adam bize laf atıyor dönüp bakıyoruz. Adamın Türk olduğunu düşünüp hemen elimizdeki haritadan sormaya başlıyoruz.
Ama anlıyoruz ki adam ne Türkçe nede İngilizce biliyor J sadece bizim Türk olduğumuzu anlamış ve bildiği kelimeleri sıralamış yani amacı müşteri tavlamak, ama biz otelin yerini soruyoruz. Adam da  termini termini falan diyor. İskender de ne tarafa gidecez diyor adamda sürekli otobüse binin bilet alın diyor...
Biraz mücadele verdikten sonra  adamın en son söylediğinden yürüyerek gidemezsiniz çok uzak dediğini anlayınca, İskender otobüs bileti almaya karar verdi. Beni çantalarla bırakıp istasyona bilet almaya gitti. Otobüsün nereden hangi taraftan geçtiğini bulmakta biraz zaman aldı sırtımızda o çantalarla bu iş daha da zor oldu tabi ki cafe de ki adamdan Allah razı olsun hangi otobüs olduğunu yazdı bize bizde onu beklemeye başladık.
Otobüs durakların da bir de tabelalar var otobüslerin ne kadar zaman sonra geleceğini yazıyor. Çok geçmedi geldi bizim otobüs önce İskender aldığımız biletin nereye gösterileceğini anlamadı şöyle bir bakındık, şoför eliyle işaret etti ileriyi, biz alışık değiliz tabi; "Türkiye de şöförün önünde ya" buradaki otobüslerde ortaya koymuşlar.

Neyse yerleştik otobüse, bir nebze de olsa çantayı çıkardığım için sonsuz mutluyum, sırtım yanıyor. Otobüste pek kimse yoktu, bindik ama bir durak sonra falan da ineceğimizi düşünüyoruz. Sonra otobüs doldu taştı binen hiç kimse de bilet göstermedi gerçi bunu ben bizim interrail cilerden duyduğum için yadırgamadım, otobüsler bedava diyorlardı ama iskender'e söylediğimde “olurmu hiç öyle şey bilet vermeden binmem ben” demişti. J

Doğrucu Davut, şimdi herkesi görünce bir daha almayalım dedi, J neyse az gittik uz gittik ve tabelalardan da anladığımız üzere adamlar bizi Termini ye götürmemiş. Herkesi kandırdılar yani, hatta otobüsten inince gezgin bir kız ve çocukla da konuştuk onlarda yazık bizim gibi otellerini bize soruyorlar. Burası Termini olduğuna göre bizim ki iki durak sonra falan demişlerdi; yani adamlar bizi resmen dolandırdı. Termini istasyonuna gelince daha da iyi anlamış olduk, burası gerçekten büyük bir istasyon, önü de Otobüs terminali tüm otobüsler buradan kalkıyor.

Zaten bizim bindiğimiz  otobüs tüm o gezilecek mekanlardan geçtiği için her yeri görmüş olduk. Her yer turist kaynıyor, her yer kalabalık, istasyona indik ve bir an yönümüzü düşündük sonra ben iki kadın polise soralım dedim sorduk ve tarif ettiler. (tabi italyanca) J  otobüs terminalinin karşı caddesine geçtik ve aradığımız caddeyi hemen bulduk, otelimiz bu caddede olması lazım numarasına bakıyoruz 7 numara ama caddede göremiyoruz ve cadde bitti..
İskender "burada değil diğer tarafa yürüyeceğiz sanırım" diyor ama benim sırtımdaki çanta ile bir adım dahi atacak halim kalmadı o sırada bir amcaya soruyor, amca neredeyse İskender'in elinden tutuyor ve olduğumuz yerin bir kaç adım ilerisinde ki binaya götürüyor. Biz tabi otel ya kocaman bir tabela falan arıyoruz, ayrıca binanın tam önünde bir kamyonet durmuş oraya bakmak aklıma gelmemiş neyse çok seviniyoruz ve hemen otelin adını aramaya başlıyoruz. Bina kocaman devasal bir kapısı var bizim otelin adı "AELIUS ROMA INN" zilde yazıyor. Zili çaldık "kim o" dedi kız, neyse kapıyı açtılar hatta kız aşağıya indi bizi karşılamak için, binanın 2. katında otel, apartman dairesi aslında gerçi binaya da apartman demek biraz aşşağılamak olur çok büyük, güzel ve temiz bir bina...
Çıkıyoruz, asansörü de çok ilginç binanın filmlerde görmüştüm böylesini; "şu demir parmaklıklı önce dış kapıyı kapatıyorsun sonra içteki kapıyı kocaman eski bir asansör ama güzel" kız sürekli bir şeyler söyleyip duruyor yarısını anladık yarısını anlamadık sanırım İngilizce ama ne kadar hızlı konuşuyor.

Ama sonuçta anlaştık biz geceliği 30€ dan anlaşmıştık ve 2 gece kalacaktık dolayısıyla 120€ luk kağıdı imzalattı.

Odamıza götürdü ben çok beğendim küçük bir oda ama tertemiz her şey var banyo, duş, sabunlar, şampuan, LCD tv, laptop, klima, dolap, kasa hiç bir şey için ekstra ücret yok kahvaltı da dahil bence çok iyi konumu da Termini ye 3 dakika desem yeri otelimi şiddetle tavsiye ediyorum... (Aelius B-B)

Böylelikle otele yerleşmiş olduk ben hemen bir duş aldım ve açlıktan ölmeden su ısıtıcısında su ısıtıp sallama çay yaptık ve evde yaptığım börek çörekleri bir güzel yedik ve kendimizi dışarı attık bu arada saat olmuş 18:00 hemen koşturmamız lazım kız bize harita veriyor. (gerçi bizim vardı, ben tüm gezi için gideceğimiz tüm ülkeler için bir dosya oluşturdum hepsine şehir haritası ve metro  haritaları koydum gezilecek yerler hakkında bilgi yazdım ayrıca interrail cilerden edindiğim notları da yazmayı ihmal etmedim tam teşkilat yani) ama olsun bunun ki de güzel hemen yol alıyoruz.


ilk olarak "Santa Maria Maggiore" yi geziyoruz, bu kilise çok yakın bizim otele, sonra koştur koştur "S.Pietro Vittoria Emanuele" Anıtındayız, ben buraya hayran kaldım (binamı muhteşem yapıtı diyelim biz) yapımına 1885 yılında başlanmış ancak 1911 yılında bitmiş Roma'ya göre bina biraz beyaz kalıyor. Yani ciddi bir beyazlık söz konusu tam meydanın ortasında muhteşem görünüyor ama üzerindeki o heykeller de öyle heybetli ki diyecek bir şey yok...
Daha sonra Colosseum dayız içini gezemiyoruz çünkü saat 20:00,  hemen yakınında "Constantinus Zafer Takı" Anıtı var burası "İ.S. 315 yılında Constantinus’un İmparator Maxentius karşısında kazandığı zafere adanmış".  Şöyle bir "Areo di Tito" yu geziyoruz. Ama karanlık olduğu için iç taraflara çok dalamıyoruz. "Arco di Costantino" yu da fotoğrafladıktan sonra yürümeye başlıyoruz ve birazcık kayboluyoruz ama sözüm var kendime, hiç kimseye kızmıyorum kaybolmak suç değil ayaklarımızda gidecek hal kalmadı ama yürüdüğümüz yolları tekrar yürüyüp Colosseum nun önünde otobüs bekliyoruz. Neyse ki 175 nolu otobüs geldi ve bedava bedava bindik, binmeden önce de çeşmeden suyumu doldurdum.

Oh oh valla beş kuruş harcamadım... Neyse ki otel odamızdayız ayaklarımız kopmak üzere hemen uyuyacağız ben şu yazacaklarımı yazayım hemen yatıyorum. Birde fotolar aktarılacak tabi çok işimiz var çok, çok yorgunuz çokkkkkkk

Bugün için harcamalar

Havaalanından otele
: 12€ (2 kişi)
Otobüs         
: 2€ (2 kişi)