İtalya-Floransa-Pisa


19 Ağustos 2011 İtalya-Floransa-Pisa
 12:38 de Firenze-Pisa trenine bindik. Koltuklu banliye 1 saat 20 dakika sürmüş tren, sonra Pisa tren istasyonunda sarhoşlarla beraber 1:38 dakika çantaların üzerinde bekledikten sonra Ventimiglia trenine bindik saat 03:38 de bu trende ayakta gittik gayet kötü bir yolculuk ben zaten hastayım hiç uyumamışız ve 2,5 saat ayakta yolculuk yaptık İskender çok üzgün ben iyiyim merak yapma diyorum sevgili kocama ve nihayet Ventimiglia tren istasyonundayız. (Ventimiglia da saat: 06:07) Buradan Nice trenine bineceğiz,  treni yakalamak için sadece 5-6 dakikamız var ve tabelaları kontrol ederek çantalarla koşturmaya ve hangi numaradan kalkıyor tren onu bulmaya çalıştık neyse ki zor olmadı çünkü bizimle beraber aynı trene binen insanlarda varmış, hemen yazılı yeri bulduk ve treni beklemeye koyulduk, bu trende ayakta değildik rezarvasyon gerektirmiyordu herhangi bir koltuğa oturduk yol 2 saat 15 dakika uyumak falan yok yolları seyrediyoruz üzerimdeki tedirginlikten olsa gerek acayip canlı hissediyorum kendimi kocamın arada gözleri kapanıyor. (Nice de saat: 10:36)  Nice-Marsilya trenine rezervasyon gerekti yordu biliyoruz rezervasyon yaptırmak için sıraya girdik ama bize sıra gelene kadar sıradaki tren geçti gitti bile öfleyip pöflüyoruz, ama yapacak bir şey yok bir sonraki trene binelim dedik sıradayız kadına Marsilya ya gitmek istiyoruz dedik bir sonraki trene, oda bunun rezervasyon gerektirmediğini söylüyor, anladığımız kadarıyla (ten) yazan trenlere rezarvasyon gerektirmiyor ama TGV yazan trenlere rezarvasyon gerektiriyor. Oysa bilet sırasına girmeden önce informationa sormuştuk aptal kadın bize bu bilgiyi verseydi sırada boşu boşuna beklememiş olacaktık, neyse iyi rahatladık karnımız aç nerdeyse öğlen oldu ne yemek ne ekmek hiç bir şey yemedik, dışarı çıkalım bir şeyler alalım diyoruz çantaları bırakacak yer yok bu Nice tren istasyonuda çok küçük bir yer çıkıyoruz dışarı market arıyoruz suyumuz yok büyük su almamız lazım biraz dolanıyoruz bir iki kişiyede soruyoruz neyse fazla zor olmadan bir market buluyoruz, İskender i dışarıda çantalarla bekletiyorum ve ben giriyorum markete küçücük market fazla seçme şansı yok zaten ekmek, peynir, salam yoğurt, su alacağım öyle kocamın yaptığı gibi Firenze de ne bulursam almak yok adam gitti 20€ muzu harcayıp gelmişti yahu, alıyorum alacaklarımı ve çıkıyoruz tekrar istasyona ama nerde yesek sorun oluyor zaten trenin gelmesine az kalmış, trende yemeğe karar veriyoruz. Saat 01:00 de tren geldi ve son adım olan Marsilya yolculuğunu başlıyoruz, herhangi bir yere geçiyoruz koltuklar rezervasyon gerektirmediği için kimse bizi kaldıramaz yayılıyoruz ve çıkınımızı açıp güzelce karnımızı doyuruyoruz ve ben tüm ialçlarımı içiyorum sanırım ilaçlar iyi geldi tüm gece hiç tuvalete gitmedim çünkü, iyiye işaret bu oh be Allahın belası ishal bıraktı peşimi hiç spazm da geçirmedim şükür diyorum ve kocamın omzuna yaslanıp biraz dinleniyorum. Ben uyuyamam kolay kolay İskender uyuyor, 1-2 saat kadar yol aldıktan sonra birden bire tren durdu, istasyon falanda yok anons yapıldı ve herkesten inanılmaz bir ses biz anlamıyoruz tabi tüm anonslar Fransızca, ingilizce hiçbirşey yok lanet Fransızlar ama oflamalardan anladık ki tren arıza falan yaptı herhalde, neyse çok geçmeden bir kadında bize sağolsun yardım etti ve trenden biri düşmüş o yüzden durmuşuz atlamış mı düşmüş mü tabi onu bilmiyoruz ama etraf polis ambulans doluverdi ve bu olay tam 2,5 saat sürdü bir ara havasızlıktan ölüceğimi falan zannettim, neyse sonra bu angut Fransızlar anladı ki insanlar eziyet çekiyor, öndeki vagonları bırakıp bizleri başka bir terene aktardılar, aktarmadılar daha doğrusu biz indik ve yarım saat sonra olan bir marsilya trenini bekledik ve gelen trene bindik ama ne binme bu olaydan dolayı tüm trenler gecikmeli olduğu için herkes üstüste trende ayakta duracak yer yok Hindistan trenleri gibi tren iyi aslında iki katlı gayet konforlu görünüyor ama insan kaynıyor ben mendivende bir yer bulup ilişiyorum, İskender iki çantayı da yanına alıyor ve kapının önünden hiçbiryere ayrılamıyor tutunacak yer bile yok kapıya yaslanıyor tedirgin oluyorum zavallı kocam bu halde yaklaşık 40 dakika gittik trende ve sonunda Marsilya tren istasyonundayız nihayet dedik çünkü artık 18 saattir yollardayız. Ama önce buradan Paris’e olan rezervasyonumuzu yapıyoruz, yarın akşam saatlerine almak istiyoruz. Giriyoruz sıraya çok zor olmuyor, rezervasyon için 36€ veriyoruz ve Paris biletimizi alıyoruz. Marsilya ya adımımızı attığımız da anladık ki burası pek tekin bir memleket değil istasyondan anlıyorsun, etrafta garip garip tipler neyse yürümeye başladık tabi hemen rezarvasyon yaptığımız oteli bulmaya adresi yazdığımız için o kadar sorun olmadı sadece yolda bir kere sorduk ve nihayet bulduk, Azur Hotel 28€ tek kişi fiyatıyla bulduğumuz bir yerdi burası kadınla görüşmeye başladık rezervasyonumuz var dedik ve isim söyledik kadın olamaz her yer dolu dedi bize, iskender de nasıl olur ben rezarvasyon yaptım dedi ama kadın yok diyor bizi aramadınız benim tüm odalarım dolu diyor, İskender de booking.com da öyle yazmıyor diyor ama tartışmanın sonu yok, ben tamam uzatma gel gezelim buluruz otel diyorum ve çıkıyoruz. Gelirken yolda Palandöken kebap diye bir yer görmüştük Türk oldukları muhakkak oraya soralım bize bir yer tavsiye ederler diyorum, hemen ileride gidiyoruz evet hepsi Türk hepsi Türkçe konuşuyor. Yardım istiyoruz, sağ olsunlar orası kötü burası berbat şu yanda var diyorlar iskender beni orada bırakıyor ve orada çalışan bir adamla beraber otele gidiyorlar birazdan geliyor evet anlaştık kişi başı 25€ diyor iyi tamam gidelim diyorum ben ve yanımızda kebapçı adam otele gidiyoruz 2. katta bir yer resepsiyondaki kızın konuşması hiç hoşuma gitmedi ve bulunduğumuz yerde hoşuma gitmiyor ve işlemleri yapmadan odaya bakmak istedim, iyi ki de bakmışız odaya gittiğimizde bir oda değil ahır olduğunu gördüm ve girmemizle çıkmamız bir oldu ben durmam burada dedim, ve birden üzerime bir ürperti geldi saat geç oluyor otel bulamuyoruz ve çok yorgunuz İskender’e git terminale Paris biletini bu akşama al diyorum saçmalama olmaz diyor ısrar ediyorum, ölüyoruz yorgunluktan uykusuzluktan olmaz diyor, hem hastalanırsın tekrar dinlenmen lazım diyor hayır diyorum iyiyim ben, ısrarlarıma dayanamıyor ve beni kebapçıda çantalarla bırakıyor koşuyor terminale, bense olmaz düşünceler içindeyim buradakiler de Türk yardım ediyorlar etmesine de yinede hiçbirinin bakışlarını beğenmiyorum, kaçamak kaçamak süzüyorlar beni, tedirgin oluyorum, orada çalışan çocukta ikide bir yanıma gelip laptop umu kaldırmamı istiyor. “abla buralar pek tekin değil sen kaldır şunları en iyisi” diyor daha da bir korkuyorum nasıl yani elimden alacak değiller ya “belli olmaz bunların işleri” diyor  o sırada dükkan sahibi nereden geldiniz buraya başka gidecek yermi bulamadınız Marsilya pek tekin değildir diyor ahhhh allahım şimdi ağlıcam İskender umarım bileti değiştirir başka bir şey istemiyorum. Gözümü yoldan ayırmıyorum adamların ikram ettiği çayı içiyorum bir taraftan çok geçmeden İskender’i görüyorum kan ter içinde koşuyor bir taraftan da eliyle kalk hareketi yapıyor, hadi diyor bilet değişikliğini yaptım 10 dakikamız var diyor, “çantalarla 10 dakika da nasıl gidicez” terminale Allahım kabus, orada ki adamlardan biri ben sizi götüreyim arabayla hemen diyor valla fazla karşı çıkmadan atlıyoruz ve 3 dakika sonra terminaldeyiz adamın elini falan öpücez allah razı olsun amca falan oluyoruz. Neyse içeriye girip koştur koştur treni buluyoruz birde bakıyoruz 1 dakika var trenin gelmesine vee neyseki trene biniyoruz ama kafamızda hala binbir türlü soru var rezarvasyon yok nerede kalırız saat 12:00 da olucağız Pariste o saatte ne olur ne biter bilemiyoruz...

Nice Market
: 7€ (kredi kart)
Paris Tren Seplement
: 36€ (Kredi Kart)
Tuvalet
: 50 sent